SÖKE'DE YEREL BASIN VE BASIN YAYIN HAYATI

Yüksek Lisans Tez Çalışması

Tuesday, April 25, 2006

YEREL GAZETELER, SÖKE'DE BASIN VE YAYIN

BİRİNCİ BÖLÜM

A. YEREL GAZETELER

1. SÖKE’NİN DOĞAL DURUMU-KONUMU

“Söke, Aydın İlinin güney batısında, Ege Denizi kıyısında yer alır. İlçeyi doğu ve güneydoğuda Beşparmak dağları (1367 m.) çevreler. Güneyden kuzeye doğru uzanıp giden Samsun dağları (1237 m.), Ortaklar eşiğinde Aydın dağlarından ayrılır. Söke bu dağların orta kısmındaki dağ yamaçlarında ve eteklerinde kurulmuştur. İlçe son zamanlarda ovaya doğru bir yayılma göstermektedir.
Söke’nin batısında Kuşadası, kuzeyinde Ortaklar vardır. İlçe, İZMİR-AYDIN demiryoluna bağlıdır ve SÖKE-MİLAS karayolu da şehirden geçer. Komşu ilçelere demiryolu ile bağlanmış olan Söke’-nin tüm köyleri ile ulaşımı sağlanmıştır.”
(MEYDAN Hilmi, SÖKE - 1986 / s. 9)

2. SÖKE’DE BASIN VE YAYIN

“Söke’de basın hayatı oldukça eskilere dayanır. Yapılan araştırmalara göre ilçede bazısı uzun ömürlü, bazısı da kısa ömürlü olan gazeteler şunlardır:

2-A. Işık Gazetesi
1919 yılında yayımlanmaya başlamıştır.
Söke’de yayımlanan ilk mahalli gazetedir. Eski Kambur köprü olan bugünkü Emniyet Karakolu’nun yanında bulunan bir han odasında basılırdı. Ali Ziya Bey isimli deneyimli bir gazetecinin çıkardığı bu gazetede 1922 yılında İzmir’e taşınmıştır.
2-B. Ses Gazetesi
1936 yılında Enver YAZARSOY tarafından çıkarılmaya başlanan bu gazete 1937 yılında yayın hayatına son verdi.
2-C. Söke’nin Sesi
1939 yılında Enver YAZARSOY tarafından çıkarıldı ve bir yıl yaşayabildi.
2-Ç. Söke
1951 yılında Mehmet ALTÜMSEK ve Şevki GEMİCİOĞLU tarafından çıkarılan bu haftalık gazete de uzun ömürlü olamadı.
2-D. Demokrat Söke
Nurettin TUNA ve Ekrem KARAKAŞ tarafından 1952 yılında yayınlanmaya başlayan bu gazete bir yıl sonra kapandı.
2-E. Hakikat
Hilmi ALTINDAĞ ile Şevki GEMİCİOĞLU’nun birlikte çıkardıkları bu gazete 1955 yılında basın hayatına girdi ve bir yıl sonra kapandı.
2-F. Hür Söke
1958 yılında İzzet GEZGİNOĞLU tarafından çıkarılmaya başlayan bu gazeteyi 1960 yılında Mu-harrem BORA devralmıştır. Gazete 1965 yılında yayınına son vermiştir.
2-G. Söke’nin Sesi
1961 yılında Emin ARIKAN ve Necati E-ROL’un birlikte çıkardıkları gazete aynı yıl yayınına son verdi.
2-Ğ. Söke Ekspres
Söke’de çıkarılan en uzun ömürlü gazetedir. 1962 yılında Zeki YAVAŞ ve Şevki GEMİCİOĞLU’nun birlikte çıkardıkları gazeteye bir süre Mahbub KILIÇ ve Halil ÖZŞARLAK yazı işleri müdürlüğü yapmışlardır. Gazeteyi 1965 yılında Muharrem BORA devralmıştır. Yazı işleri müdürlüğünü halen Metin BALÇIK yapmaktadır.
2-H. Gerçek
1961 yılında Emin ARIKAN’ın çıkardığı bu gazetenin yayın hayatı 4 yıl sürmüş, 1965 yılında kapanmıştır.
2-I. İşçi Gazetesi
1964 yılında Enver YAZARSOY’un çıkardığı bu gazete aynı yıl kapanmıştır.
2-İ. Hür Söke
Devrim MERİÇ ve Sami NALINCI’nın 1965 yılında çıkarmaya başladıkları bu gazete de 1968 yılında kapanmıştır.
2-J. Hür Söke
1975 yılında İzzet GEZGİNOĞLU ve Yaşar DEMİRKAYA tarafından yayınlanmaya başlayan ga-zete 1982 yılında kapanmıştır.
2-K. Halk Gazetesi
1980 yılında Kemal İNEBOLU tarafından yayınlanmaya başlandı.
2-L. Bilge
1962 yılında Halil ÖZŞARLAK ve Raşit YAKALI’nın çıkardığı bu dergi, ancak 3 sayı çıkabilmiştir.”
(MEYDAN Hilmi, SÖKE - 1986 / s. 27-29)

HİLÂL GÜLER http://gencgorus.blogspot.com/

Thursday, April 06, 2006

ÖNSÖZ



İstanbul ve Ankara’yı saymazsak, Türkiye’nin diğer il ve ilçelerinde zaman zaman “kutup yıldızları gibi parlayıp sönen”, Anadolu’nun ücra köşelerinde yayın hayatını sürdüren yerel gazetelerin ve edebiyat dergilerinin durumunu incelemek amacıyla yola çıktık.
Her ne kadar evrensel kültürle eğitilmiş olsak bile, hemen hepimiz; “kültür ve edebiyat” denilince daha çok yakın çevremizden, bize yakın bulduklarımızdan, samimiliklerine inandıklarımızdan örnekler vermeye çalışıyoruz. Belki de bu davranışın altında, ayağını yere sağlam basabilme isteği yatıyor. Kendimize sağlam bir zemin bulduğumuz zaman, yapılan işten, umduğumuz sonuçları elde edemesek bile, zevk alıyoruz. Bir bakıma edebiyatın baş meselesi de zevk almak ya da zevk aldırmak değil mi?
Edebiyatımızın bakir tarlası, kimilerinin çok defa “taşra” diye nitelediği, zaman zaman da küçümsediği, görmezden geldiği, boş verdiği Anadolu’dur.
Bu çalışmamızda biz, Anadolu’da yayımlanan bir derginin penceresinden olaylara bakmak, edindiğimiz sonuçlarla edebiyatımıza ayna tutmak istedik. Biliyorum ki bu aynada, yarınlardaki edebiyatımızın devleri zamana göz kırpıyor. İncelediğimiz örneklerde; bilimsel ahlâka bağlı kalarak, objektif davranmaya ihtimam gösterdik. Sağlam zemin arayışımızın dışında, taraf da olmadık, yan da tutmadık. Daha çok ilk kaynaklardan, görebildiğimiz örneklerden derlediğimiz bilgilerden çıkardığımız sonuçları istifledik.
Hemen her şeyin sebebi, ihtiyaç. Bir şeye ihtiyaç duyuyorsanız, daha doğrusu ona muhtaçsanız, yaktığınız türkülerle edebiyatımızın aynasında ilk satırbaşlarını da açıyorsunuz demektir.
“Mende Mecnûn’dan füsun aşıklık istidadı var
Aşık-ı sadık menem Mecnûn’un ancak adı var”

diyen Fuzulî de, muhtaç olduğu aşkı anlatabilmek için “Leylâ vü Mecnûn”u ölümsüzleştirmiştir. İçinde bulunduğu geçim sıkıntısı, ulufe derdi; Şeyhî’ye “HÂRNAME”sini yazdırtmıştır. Adanalı’nın baş kaldırmaya olan meyli, Yaşar KEMAL’in kaleminde “İNCE MEMED” destanı olmuştur. Atatürk’ün “NUTUK”u, milletçe istiklâle duyduğumuz ihtiyacın şaheseridir. Mehmet Akif ERSOY’da, Tevfik FİKRET’te, Yahya KEMAL’de, Orhan VELİ’de, Cahit Sıtkı TARANCI’da, Tarık BUĞRA’da muhtaç oldukları ana fikrin ayak izleri var. Edebiyat aynası, onların duygulanmalarını, düşüncelerini, geçmişten geleceğe doğru da gelenekselleştirerek yansıtıyor. Şüphesiz bu yansımalarda hepimizden bir şeyler var.
İşte bu çalışmaya biz, bir şeylerin ip uçlarını yakalayabilmek amacıyla başladık. Aydın ilini ve daha çok Söke ilçesini, çalışmamızın odak merkezi olarak seçtik. “Niçin Söke?” sorusunun cevabı, çalışmamızın ilerleyen sayfalarında daha doyurucu olarak karşınıza çıkacaktır. Fakat yine de şu kısa ön bilgileri vermeden geçemeyeceğim: Aydın, okuma yazma oranı açısından Türkiye’nin sayılı illerinin önünde yer alıyor. İl dahilindeki okuma yazma oranı % 97’lere ulaşıyor. Bu, küçümsenecek bir rakam değil. Okuma yazma oranının yüksek oluşu, bölge insanını “okul hayatı”ndan sonraki dönemlerde de okumaya yöneltmiştir. Okuma düşkünü olan insanlarından bazıları da yazmaya gönül vermiş.
Yazanların daha doğru bir söyleyişle yazarların bulunduğu yerde, kültürel hareketlilik hız kazanmıştır. Bu hareketlilik, çeşitli dergilerin doğuşunu kolaylaştırmış, sadece yerel gazete ile yetinmeme anlayışını da beraberinde taşımıştır.
Bu sonuç, Söke’de kültür ve sanat hayatının zenginleşmesini, giderek daha da kökleşmesini sağlamıştır. Hatta Sökeli yazar ve şairler, eser yayınlama açısından birbirleriyle yarışır hale gelmişlerdir. Üstesine bu yarış; kemiyette değil, keyfiyette sürdürülmektedir.
Bu çalışma sırasında biz, diğerlerine göre daha bediî olan örneklerden yola çıktık. Yazarların eserlerinde basımdan kaynaklanan, imla ve noktalama yanlışlıklarına dokunmadık.

Hilâl GÜLER