SÖKE'DE YEREL BASIN VE BASIN YAYIN HAYATI

Yüksek Lisans Tez Çalışması

Friday, August 18, 2006

5-2B. Aydınlı Aşık Ömerî

“Türk edebiyatında ün almış Aydınlı üç halk şâiri vardır: Kul Mehmet, Visali, Aşık Ömeri. Bunlardan birincisinin asıl adı Üveys paşa zade Mehmet paşadır. Aydın muhassılı olan Mehmet paşanın devlet üzerinde mühim bir nüfuzu vardır, hatta vezirlik rütbesini dahi almıştır. Ölümü milâdi 1600 dür. Bilhassa halk arasından yetişmediği halde halk lisanile ve onun duygularını terennüm etmesile Türk halk edebiyatında ayrıca hususi bir kıymet taşır; samimi ve lirik ifadesile kaleme aldığı şiirler birer tabiat tablosudur. Onun için Kul Mehmet pastural şiirler yazan bir halk şâiri olarak kabul edilebilir:

Misâli ravzadır cenneti ridvan
Firdevs bahçesine benzemiş cihan
Kırmızı hulleler giymiş erguvan
Servi başın sallar durmayıp

Bizim ellerimiz “Aydın” elleri
Çifte çifte bülbüllüdür dalları
Kul Mehmet der seher yelleri
Yarin siyah zülfün böler durmayıp

Kıtaları meşhur şiirinin bir parçasıdır.
Meşhur şâirlerden Visalî bilhassa lisanı itibarile zikre değer; muhterem profesör Fuat Köprülü Yeni Türk Mecmuasında Visâliyi bizlere bu şekilde tanıtmaktadır.
Lisanının sadeliği lirik ve akıcı şiirlerile ilimizin en yüksek bir şâiri olarak kabul edebileceğimiz Visali serimizin ikinci numarasını teşkil etmektedir. Bursalı Ahmet paşanın tesiri altında kaldığını Fuat Köprülü yeni Türkte zikreder.
Hicrî 1119 da ölen Aşık Ömerle ekseriya (?) Aşık Ömeri 1210 yıllarında Çine taraflarındaki köy ve yaylalarda yaşayan yörük aşiretleri reisinin oğludur. Ömeri daha küçük yaşında dağların hür havasını teneffüs ederek tabiatın bin bir güzellikleri arasında gezip dolaşarak babasının at, koyun, keçi ve manda sürülerini idare etmektedir. İlk ismi Adil idi; bir şiirinde kendisine koca Adil dediklerini kaydeder.
Türk edebiyat tarihinin karanlık köşelerini ilminin, değerli tetkiklerinin yıldırımları ve şimşekleriyle aydınlatan Fuat Köprülü darülfunun edebiyat mecmuasında Gevheri hakkındaki tetkiklerini neşrederken müteakip sahifelerde şiirlerini okuyacağımız Aşık Ömeriden bahsetmektedir:
Gevheriye isnad edilen bir takım manzumeleri diğer bazı mecmualarda da başka şairlere isnad edildiğine çok defa tesadüf ettim, meselâ Sadeddin Nüzhet beyin kitabındaki:

Sözüm bilmez bazı nadan elinden
Erkân ağlar usul ağlar yol ağlar

manzumesini, bendeki eski bir mecmuada biraz farkla Osman adlı bir saz şâiri namına mukayyet gördüm. Yine aynı eserin 59 ncu sahifesindeki:

Yeşillendi dağlar donandı bağlar
Meclis kurup seyran ister gönlümüz

manzumesi yine biraz farkla Nâdi adlı meçhul bir saz şâirine isnad olunuyor. Yine aynı eserin 63 ncü sahifesindeki:
Merhamet kıl kaşı keman
Ehli irfane benzersin

semaîsi biraz farkla Ömere isnad ediliyor. Yine o kitabın 71 nci sahifesindeki:

Elâ gözlü nazlı dilber
Seni kandan sakınırım
Kandan değil ey efendim
Seni candan sakınırım

diğer bir mecmuada oldukça farklı olarak Ömer aşıka isnad edilmiş gördüm. Bu Ömer aşıkın meşhur Aşık Ömer olmadığını burada ilâve edeyim.

Köprülünün Ömer aşık diye kaydettiği bu şâir Aşık Ömeridir. Aşık Ömer hakkında müteakip sahifelerde Aydın İli tarihi müellifi Asaf Gökbelin Aydın gazetesinin 203 numaralı nüshasında yazdığı makaleden bir parça görülecektir. Bu parçanın eserimize ilâvesi hususundaki yüksek müsaadelerinden dolayı Asaf Gökbele teşekkür ederim.

Aşık Ömerinin elimizde mevcut 30 parçalık şiiri koşma, semai, hicviyelerden ibarettir. Ömeri küçük bir kıtasile bile muhitinin çok güzel tablosunu çizerek kud-ret göstermektedir:

İlimizde ırmak seller akışır
Obamızda maral geyik bakışır
Top zülfe sarı güller yakışır
Ak göksün üstüne tak menekşeyi

Bahçelidir illerimiz bağlıdır
Aşk ödile sineciğim dağlıdır
Top zülfün zincirine bağlıdır
Ömeriye bil diyom da bilmiyo

her aşık gibi o da bu aşk yüzünden diyar diyar gezmiş, orta Anadolu, şarkî Anadolu artık onun yurdu olmuştu. Fakat dumanlı dağ başları, hazin türküler söyleyerek akan dereler yeşil ovalar; onu eğlendirememekte eski günlerini unutturamamaktadır:

Eğer yolun düşerse bizim illeri
Ilgıt es bahçemde dur seher yeli
Bizim halimizi bildir güllere
Dilleri ne söyler gör seher yeli

Der Ömeri delice var git üstüne
Gönül hasret çeker nazlı dostuna
Muhabbet namemiz ilet destine
Tanrı emanetin ver seher yeli

Ömeri ömrünün son yıllarında 1878 (1293 hicrî) Rus-Türk harbine iştirâk etmiş ve hemen bir asra yakın yaşadıktan sonra 1300 hicrî 1884 Milâdi yıllarına doğru vefat etmiştir.” ([1])
İsmail GÜN

Not: Yazı, hiçbir düzeltme ve sadeleştirme yapılmadan eserden olduğu gibi aktarılmıştır.
[1] GÜN İsmail, AŞIK ÖMERİ - Sayfa: 5-9 / C.H.P. Basımevi 1939 – AYDIN

Hilâl GÜLER